Öyle bir vize haftası yapmışlar ki arkadaş, iki haftadır gir çık bitmedi. Bugün de son sınavı 5e koymuş allahsızlar. Vicdan azabından gidip gelip bakıyorum konuya. Az kaldı çorba olcak ama olsun maksat sonradan vicdan yapmamak.
Sıkıntıdan ikide bir tuvalete gidiyorum. Tam gittim, naptığımı anlatmıcam korkma! telefon kendini parçalarcasına çalıyor. O kadar sinir bozucu ki hani kalkamıyosun arkadaş. Açmıyosam kapat, sonra ararım yada çaldırırım ben seni yahu. Yok kapatmıyor. Tam kapattı dedim, yine çaldı. Sonunda yetiştim sonunda!
Bilmediğim bi numara. Siparişinizi getiricez adresi bulamadık diyo adamın biri. Lan dedim biri yemeksepetinden sipariş mi verdi benim adıma. Önceden başıma gelmemiş şey değil. Ben düşünürken adam adresi tekrarlıyor paso. Tarif ettim, aşşa kapıyı açarmısınız hanfendi dedi. Lan dedim kuryeler ne zamandan beri hanfendi falan ayakları yapıyor. Ne yemek gelcek diye bekliyorum kapıda, bi yandanda para yetişcek mi? post cihazı var mı acaba? diye düşünüyorum. Yaşlı bi amca nefes nefese bu katta mı değil? bi üstü mü? daha üstü var mı bunun? soruları içinde bana doğru merdiven çıkıyor. Beni görende evin hizmetçisi zanneder, öyle bi kılıktayım. Adam bi bana baktı birde elindekine, tereddüt ederek verdi elime...
Noluyoruz lan oldum. Bu ne? adamın neden nefes nefese kaldığını o an anladım. Bildiğin kucağıma çelenk bıraktı.Çiçek buketi değil çelenk işte arkadaş, düğünlerde falan olur ya ha işte o boyutta. Şuraya imza buraya bilmem ne aldım çelengimi girdim içeri. Üstünde ne yazsın isterdin?
Ben, 'seni çok seviyorum aşkım' yazmasını istemezdim ama napcan kadere boynumu büktüm. Klişelikten ölmek bu olsa gerek. Sonra ben arayıp şımarıp, cicilik, sempatiklik yapmadım tabi ki. Çiçeğin götünde ne kadara patladığını sordum. Napiyim abi, alışık değil bünyem.
İLK defa çiçek yolluyosun, bari anlamlı bişey yaz, iki laf cambazlığı yap, az da küçük bişey yolla. Ne o öyle ameliyattan çıkmış, hasta çiçeği gibi...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder