Hola!
Biliyorsun artık; hayatımda gün geçmiyordu ki sular durulsun.
Şuan ise adeta gizli kalmış bir koyum, dingin bir limanım. Dün aşkı özledim, inanır mısın? En son 'kim bana sıkıca sarılıp, kokumu içine çekmişti?' dedim. Tabi ki little little in the middle flörtler yaşanıyor. Ama, aması çok işte. Parasını kazanıyor, az biraz da kendine güveniyorsa bu adamdan aşkmış, evlilikmiş bekleyemiyorsun. Gerçi aynı şey kadın içinde geçerli günümüzde. Modernleşme adı altında Sex baya ayaklar altında. Herkes egosunu besleme derdine düşmüş, türlü türlü fantaziler peşinde. Yaşlanıyor muyum ne?
Her ne kadar millete '35'e kadar yolu var be abi', 'Devir değişti zaten, evlenip napıcam.', 'Couple sayfaları zaten hep show' desem de içimden; köpek gibi sevilmek istiyorum. Evrene pozitif enerji yolluyorum. Çok az kaldı O'nun beni bulmasına, sadece beklemeliyim diyorum. Bunu da ilk defa burada itiraf ettim bu arada, oh be!
Pandemi sürecindeyiz bu arada. Yıllar sonra okumak için blogu açtığımda böyle bi illet vardı harbiden demek için onu da bir köşeye iliştirmiş olayım. Yani umuyorum ki o zamana bitmiş olur. İnsanın canı çok kıymetli ama aslında yok pahasına. Günde yüzlerce insan ölüyor, ölen şey sadece bir beden olsa bile bir sürü şey yarım kalıyor. Ertelediğimiz basit şeyler bile, öldükten sonra arkasında kalanlara üzüntü oluyor. En basiti merakla beklediğin dizinin son bölümünü izleyemiyorsun mesela? Sensiz o diziyi izleyenleri düşün bir de. Neyse ki ölen sadece bedenler, ruhları her zaman her yerdeler.
Biraz olsun kendi içime dönmeye, kendimi kabullenmeye ve sevmeye çalışıyorum. Çünkü tek sırdaşım, bir tek kendimim.
