24 Nisan 2021 Cumartesi

Little Little in The Middle / 2021

 Hola!


Biliyorsun artık; hayatımda gün geçmiyordu ki sular durulsun. 

Şuan ise adeta gizli kalmış bir koyum, dingin bir limanım. Dün aşkı özledim, inanır mısın? En son 'kim bana sıkıca sarılıp, kokumu içine çekmişti?' dedim. Tabi ki little little in the middle flörtler yaşanıyor. Ama, aması çok işte. Parasını kazanıyor, az biraz da kendine güveniyorsa bu adamdan aşkmış, evlilikmiş bekleyemiyorsun. Gerçi aynı şey kadın içinde geçerli günümüzde. Modernleşme adı altında Sex baya ayaklar altında. Herkes egosunu besleme derdine düşmüş, türlü türlü fantaziler peşinde. Yaşlanıyor muyum ne? 

Her ne kadar millete '35'e kadar yolu var be abi', 'Devir değişti zaten, evlenip napıcam.', 'Couple sayfaları zaten hep show' desem de içimden; köpek gibi sevilmek istiyorum. Evrene pozitif enerji yolluyorum. Çok az kaldı O'nun beni bulmasına, sadece beklemeliyim diyorum. Bunu da ilk defa burada itiraf ettim bu arada, oh be!

Pandemi sürecindeyiz bu arada. Yıllar sonra okumak için blogu açtığımda böyle bi illet vardı harbiden demek için onu da bir köşeye iliştirmiş olayım. Yani umuyorum ki o zamana bitmiş olur. İnsanın canı çok kıymetli ama aslında yok pahasına. Günde yüzlerce insan ölüyor, ölen şey sadece bir beden olsa bile bir sürü şey yarım kalıyor. Ertelediğimiz basit şeyler bile, öldükten sonra arkasında kalanlara üzüntü oluyor. En basiti merakla beklediğin dizinin son bölümünü izleyemiyorsun mesela? Sensiz o diziyi izleyenleri düşün bir de. Neyse ki ölen sadece bedenler, ruhları her zaman her yerdeler. 

Biraz olsun kendi içime dönmeye, kendimi kabullenmeye ve sevmeye çalışıyorum. Çünkü tek sırdaşım, bir tek kendimim.

28 Mart 2019 Perşembe

Islak Törpü

Kendimi tam da şuan adlandıracak olsam; ıslanmış bir törpü gibi derdim.

Sert, zorlukların üstesinden gelebilen, bütün pürüzleri ortadan kaldırabilecek güce sahip, adeta bir törpü misali. İşin içine duygular girince ise, törpüden eser kalmıyor. Geriye sadece ıslanmış bir törpü kalıyor, bir boka yaramıyor.

Hoşgeldim...

10 Ağustos 2018 Cuma

Altın kafes! Kendini sev

Geri döndüm a dostlar!
Böyle diyip kesin 3-5 yıl daha kaybolurum ortadan...

Eski
 yazdıklarıma baktım da tebessüm ettim. 
Ben kendimi yıllar önce tanımışım, tartmışım belki cezalandırmışım ama hiç mi hiç ders almamışım. 
Yoruldum, yaş aldım. Arkamda bir çok keşke bıraktım ama keskin pişmanlıklarım olmadı. Lise hatta üniversite yıllarında yaşadığım ilişkim, sonrasındaki tecrübelerim sayesinde artık güçlü bir kadınım. Sevgi açlığımı kapatacak birisi olmadığını anlamam zaman alsa da aramaktan hiç vazgeçmedim. Belkide kendimi sevemediğim içindir. İnsanlar mutlu olsun diye aslında kendi benliğimi gizlemek, yalan söylemek, saklanmak hatta kaçmak zorunda kalışım artık son buldu. Hiç olmadığım kadar özgür, bir o kadar da esirim artık. Ama dedim ya pişmanlıklarım olmadı diye. Yaşadığım herşeyin bi sebebi olduğuna inanıyorum. Belki daha iyisi belki de daha kötüsü için. Nolur ilki olsun, amin.

29 Mayıs 2017 Pazartesi

ÖNCE KENDİNİ TANI

İnsanlarla hemen kaynaşan biri olmadım hiç bir zaman. Önce mesafeli durdum, gözlemledim. Sonra tanımak istersem ilk adımı atan ben oldum. Ve çokta iyi tanıdım. Gerçek beni, ben ne kadar müsaade ettiysem o kadarıyla tanıdılar.

Bunu kabullenmem biraz zamanımı aldı ama ben aslında iki farklı dünyayı yaşayan tek bir bedendim. Aslında birçok kişide böyledir, derinlere inersen. Ama ben kaçmak yerine kabullenmeyi ve kozlarımı ona göre oynamayı seçtim. 

Şimdi çocukluğuma inelim...

Yok öyle bişey. Gayette uslu hanım hanımcık bir çocukmuşum. Mutlu bir ailem, düzenli de bir hayatım var. Aile ilişkilerimde çok iyi, kanatsız bir meleğim adeta. Bundan şikayetçi miyim? Hangi insan sevilmekten şikayetçi olur ki.

Gel gelelim ki;
Aslında ailemin bilmediği o kadar çok şey var ki. Bilseler hala melek derler miydi bak orada şüpheliyim! Asla baskıcı bir aile olmadılar ama otoriteleri konusunda da bişey diyemeyeceğim şimdi.
Ben herşeyimi herkese anlatan biri olmadım buna ailemde dahil. O yüzdende bana ketum der annem.

Herşey küçük,pembe,masum yalanlarla başlıyor. Hadi ama! hangi kız ben yalan söylemedim aileme diyebilir? Söyledin, söyledim. 

28 Kasım 2015 Cumartesi

Daldan dala semra kaynana!

Cumartesi akşamı köşeme çekilmiş battaniyemin içinde bir şişe şarapla Elvis'ten Only you dinleyerek geçiriyorum aman ne kadar da heyecan verici değil mi?

Heyecan aramıyorum artık.
Akışına bırakıyorum, bırakıyorum ama evden çıkmayarakta bir bok olduğu yok.

Dışarı çıkacak insan bulamadığın oldu mu hiç?
Benim o kadar çok oldu ki. Şuan tam onu yaşıyorum işte. Millet okulun son senesi kendini vermişte vermiş derslere. Lan son bu sene son, bokunu çıkarman gerekiyor senin.

Neyse zaten dışarda da yağmur var hava soğuk boşver.
Şarabını iç sen diyorum kendime.

Ha heyecan aramıyorum demiştim dimi, konuyu sapıttım gene.
Bahsettiğim şu zıt kutuplar muhabbeti olan sevgilimle işler bitti gibi.
Yeni birisi heycanlandırmıştı beni, elimden kaçtı gitti.
İşin salak tarafı benim olcakmış gibi yapıpta gitti. Ego manyağı pis herif.

Dedim aşkta çöküşteyim, parada yükselişe geçerim ı ııh o da olmadı.
Ben anlamadım bu işi.
Sevgilim yok, tüm arkadaşlarım inekliyor, ben hep evdeyim. Para nereye gidiyor?
Hep bu alkol. Bütün kötülüklerin anasısın yemin ederim. Ocağımı kuruttuğun yetmedi bide göbek yaptın!

Semra kaynana gibi daldan dala atlıyorum ama sıkıldım be.
Ruhumu emdin Elvis, haydi rockn roll yapalım birazda.
Bende durumlar böyle. 
Gelin sıkıntıma ortak olun hadi.




17 Temmuz 2015 Cuma

Düşündükçe kesilen nefesini, yaşamak.

Herşey nasıl başladıysa, nasıl oluyor da aynı gitmiyor.

Tükenmişlik sendromu gibi bitmişlik sendromu yaşıyorum bende.
Gerçekten var böyle bir şey, yalan değil. Bitmiyor, süründürüyor.

Kafanda, içinde, kelimelerinde bitiyor. Ama. Ama hep bir sebep arıyorsun.
Sonsuz kere şans veriyorsun. Değişmiceğini biliyorsun.
Amaç süreyi uzatmak. Bi nevi kendini hazırlamak ayrılığa.

Olay ne biliyor musun?

Korkutan ayrılık değil, alışkanlık.

Sesini bir daha duyamamak.
Uyandığında yanında bulamamak.
Dokunamamak.

Düşündükçe kesilen nefesini, yaşamak.


17 Mayıs 2015 Pazar

Depresyondan depresyona koşan buzlar kraliçesi

Depresyondan depresyona koşuyorum aheyy, tutabilene aşk olsun. Aşk kalmış mı kalbimin köşesinde bi yerinde diye didiklemekten kendimi paramparça ettim adeta. Olmuyor da bitmiyor da bu ilişki. Artık iyice boka sardık. İşveymiş cilveymiş ne diyosun sen ya, konuşmaz olduk. Icimdeki kadın adeta buzlar kraliçesi. Şunu da söylemeden edemem, bile isteye canını acıtıyorum inan yine de hırsımı alamıyorum. Adamın telefonu çekmiyor beni arayıp telefona bağırıyor, ahahah. Sinirlerim bozuldu. Dur bakalım nereye kadar devam edecek.