28 Kasım 2015 Cumartesi

Daldan dala semra kaynana!

Cumartesi akşamı köşeme çekilmiş battaniyemin içinde bir şişe şarapla Elvis'ten Only you dinleyerek geçiriyorum aman ne kadar da heyecan verici değil mi?

Heyecan aramıyorum artık.
Akışına bırakıyorum, bırakıyorum ama evden çıkmayarakta bir bok olduğu yok.

Dışarı çıkacak insan bulamadığın oldu mu hiç?
Benim o kadar çok oldu ki. Şuan tam onu yaşıyorum işte. Millet okulun son senesi kendini vermişte vermiş derslere. Lan son bu sene son, bokunu çıkarman gerekiyor senin.

Neyse zaten dışarda da yağmur var hava soğuk boşver.
Şarabını iç sen diyorum kendime.

Ha heyecan aramıyorum demiştim dimi, konuyu sapıttım gene.
Bahsettiğim şu zıt kutuplar muhabbeti olan sevgilimle işler bitti gibi.
Yeni birisi heycanlandırmıştı beni, elimden kaçtı gitti.
İşin salak tarafı benim olcakmış gibi yapıpta gitti. Ego manyağı pis herif.

Dedim aşkta çöküşteyim, parada yükselişe geçerim ı ııh o da olmadı.
Ben anlamadım bu işi.
Sevgilim yok, tüm arkadaşlarım inekliyor, ben hep evdeyim. Para nereye gidiyor?
Hep bu alkol. Bütün kötülüklerin anasısın yemin ederim. Ocağımı kuruttuğun yetmedi bide göbek yaptın!

Semra kaynana gibi daldan dala atlıyorum ama sıkıldım be.
Ruhumu emdin Elvis, haydi rockn roll yapalım birazda.
Bende durumlar böyle. 
Gelin sıkıntıma ortak olun hadi.




17 Temmuz 2015 Cuma

Düşündükçe kesilen nefesini, yaşamak.

Herşey nasıl başladıysa, nasıl oluyor da aynı gitmiyor.

Tükenmişlik sendromu gibi bitmişlik sendromu yaşıyorum bende.
Gerçekten var böyle bir şey, yalan değil. Bitmiyor, süründürüyor.

Kafanda, içinde, kelimelerinde bitiyor. Ama. Ama hep bir sebep arıyorsun.
Sonsuz kere şans veriyorsun. Değişmiceğini biliyorsun.
Amaç süreyi uzatmak. Bi nevi kendini hazırlamak ayrılığa.

Olay ne biliyor musun?

Korkutan ayrılık değil, alışkanlık.

Sesini bir daha duyamamak.
Uyandığında yanında bulamamak.
Dokunamamak.

Düşündükçe kesilen nefesini, yaşamak.


17 Mayıs 2015 Pazar

Depresyondan depresyona koşan buzlar kraliçesi

Depresyondan depresyona koşuyorum aheyy, tutabilene aşk olsun. Aşk kalmış mı kalbimin köşesinde bi yerinde diye didiklemekten kendimi paramparça ettim adeta. Olmuyor da bitmiyor da bu ilişki. Artık iyice boka sardık. İşveymiş cilveymiş ne diyosun sen ya, konuşmaz olduk. Icimdeki kadın adeta buzlar kraliçesi. Şunu da söylemeden edemem, bile isteye canını acıtıyorum inan yine de hırsımı alamıyorum. Adamın telefonu çekmiyor beni arayıp telefona bağırıyor, ahahah. Sinirlerim bozuldu. Dur bakalım nereye kadar devam edecek.

9 Mart 2015 Pazartesi

Özledim var mı ötesi?

Beni bu yazıyı yazmaya iten bu fotoğraf oldu. Çok derin şeyler hissettirdi bana. Sizi bilemem. Elin karakteristliği, tutuşu. İçimde bişeyleri ateşledi, dokunulmayı özlediğimi farkettim. Çekingen veya utangaç olmadım bu konularda. İstediğimi çatır çatır söyledim. Varsın arkamdan konuşsunlar. Konuşanlar hep hemcinslerim oldu. Sanırım açık sözlü olmak, istediğini almak, erkeklerin hoşuna gidiyor. Yada yatağa atmak daha mi kolay oluyor? Bafi'de aşk olur mu? Bu noktada aşkın bittiğini düşünenlerdenim ben. Aşk biter ve ortaya şehvet, tutku çıkar. Aşkın sana keskin sınırlar çizdirdiğini düşünürüm. O an sadece bedenlerin uyumu konuşur. Dokunulmak hanginizin hoşuna gitmiyor? sorarım size. Her zaman karşımdakine açık oldum. Saçma sapan triplere girmedim, utangaç rolleri kesmedim. Bunu söylemekten de hiç çekinmedim. Kime göre, neye göre yanlıştı yaptığım. Ön yargılı davranmak, sizi namuslu yapmaz, kusura bakmayın.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Gel...

Gel dedim.
Gel konuşucaz.

Atladı ilk otobüse, sabahın 5inde dayandı kapıma. Salak incecik gelmiş bide. Götü başı donmuş tabi. Kıyamadı yine öküz kalbim. Aldım yatağıma ısıttım. Sonra o ısıtma aleve dönüştü. Alevi beni yaktı falan derken konu kaynadı. Konu ne miydi? Gel dedim ama özlediğimden değil gerisi malum zaten.

Hadi seviştik şimdi konumuza dönelim desem ağız burun dalar heralde bana. Öylede maço hani. Bilirsiniz böyle erkekleri. Sahiplenme duygusu ağır basar, ' kadınımsın ulen! ' tavrına falan dönüşür. Yada erkekler bizi yıllarca böyle yedi mi (burada yazar mecaz anlamda sevişmeyi kastediyor.) dicem de ben bu herifi 4 senedir biliyorum. Yiceğini yemiş olması lazımdı bu durumda.

Neden mi ayrılmak istiyorum? Bizim ilişkimiz zıt kutupların birbirini çekmesi gibiydi. O kadar birbirini çekti ki bu kutuplar artık aşınmaktan kıvılcım çıkmaya başladı. 4 yıllık bir ilişki düşün, 2 senesi farklı şehirlerde geçen. Elde avuçta durmayan bir kız ve aşırı aşık, aşkından da gözü dönmüş kıskanç bir adam.

Gel gelelim ki ne kadar bıksan da ayrılmakta o kadar kolay olmuyormuş.